11 Eylül 2010 Cumartesi

EN YAKIN ARKADAŞINIZ gizli DÜŞMANINIZ MI ?

Plajdeyken yapmaktan en çok hoşlandığım şeylerden biri de dergi okumaktır... Dergilerin eylül sayılarını bitirdim diyebiliriz, ekim sayılarını beklemeye başladım bile :) Bu sabah marketten Marie Claire dergisinin eylül sayısını aldım ve başladım karıştırmaya... Başlığını paylaştığım yazı ilgimi çok çekti ve sizlerle paylaşmak istedim. Bakalım sizlerin bu konudaki fikirleri ne olucak :)

"Gözünüzün önüne, ilk Sex and the City filminin son sahnesini getirin...Ünlü dörtlü hep birlikte kokteyllerini yudumluyor ve birbirlerine gülümsüyorlar.Samantha, kendisini el üstünde tutan ve gÖğüs kanseriyle mücadele ettiği dönemde daima yanında olan sevgilisi Smith'i yeni terk etmiş olsa da gayet mutlu...Yaşam felsefesi;'Kendimi herşeyden fazla seviyorum!' olam Samantha,bir kez daha bencillik örneği sergiliyor ve Smith'ten ayrılmasının çok isabetli bir karar olduğuna inanıyor.Peki,en yakın kız arkadaşları bu kararını nasıl karşılıyorlar?Tabii ki onun şerefine kadeh kaldırarak'İşte tipik bir kız arkadaş dayanışması...Dışarıdan bakıldığında ne kadar da hoş görünüyor öyle değil mi?Arkadaşları Samantha'yı sorgulamak,ona davranışlarıyla ilgili farklı bir bakış açısı sunmak ve hatta gerektiği yerde eleştirmek yerine herzamanki gibi bu zahmete katlanmıyor ve sorgusuz sualsiz onun tarafında yer alıyorlar.
Aslına bakarsanızpimiz,benzer arkadaşlara sahibiz...Hatta belki biz de böyle bir arkadaşız!Sürekli onaylayan,karşımızdakini kaybetmek korkusuyla eleştirmeyen,hatalı bulduğumuz davranışlarını görmezden gelen ve sadece iyi zaman geçirmeyi önemseyen sözde bir arkadaş...Kız arkadaşlığın genellikle ikiyüzlülük ve yanlış yönlendirme üzerine kurulu olduğunu düşünen Marie Claire yazarlarından Lori Gottlieb,deneyimlerini şöyle anlatıyor;"Ben de arkadaşlarımla tıpkı Sex and the City'deki karakterler gibiyim.Tek eksiğimiz,fiyatları dört sıfırlı kıyafetler ve ayakkabılar!Tıpkı dizidekiler gibi ne yaparsak yapalım birbirimizi pohpohlayarak "iyi" birer arkadaş olduğumuzu düşünüyor ve aslında kendi kendimizi kandırıyoruz.İçimizden biri etrafındakilere ya da kendisine zararı dokunacak bir karar verdiği zaman onu eleştirmek yerine tam tersine destekliyoruz ki ne bizim ne de onun keyfi kaçsın!"Tıpkı Gottlieb'in dediği gibi kadınlara en çok diğer kadınlardan zarar geliyor. Arkadaşlarımızın'Evet','Haklısın','Çok iyi yapmışsın','Ben de olsam aynısını yapardım' gibi onaylamarı,bir süre sonra gerçeklerle ve kendimizle yüzleşmemize engel oluyor. Düzenli olarak verilen aşırı dozda pohpohlar sonucu ayaklarımızın yerden kesilmesi ve egomuzun şişmesi gibi yan etkiler baş gösteriyor.Bir süre sonra pohpohlanmaya alışan egomuz,kronik bir hastalığa yakalanmışgibi sürekli yeniden tavan yapmak istiyor.Bu kez biz de arkadaşlarımıza;'Çok iyi yapmışım öyle değil mi?','Ne yani, haksız mıyım şimdi?','Sizde aynısını yapmaz mıydınız?'gibi 'evet' cevabını almaya yönelik talepkar sorularla bombardımana tutuyoruz.Böylece birbirimizi samimiyetsizlikten beslenen sığ bir arkadaşlık ilişkisinin tehlikeli sularına çekiyoruz." diye devam ediyor yazı... Ben sizler ile sadece yazının ilk sayfasını paylaştım diğer sayfada ise kişilerden örnekler veriliyor... Eğer dergiyi alırsanız hepsini okuyun derim; ama eğer almayıp benden de isterseniz devamını yine blogumda sizlerle paylaşabilirim. Bu yazı bana baya birşey düşündürdü... Sizlere neler düşündürecek bakalım :) Düşüncelerinizi benim ile de paylaşırsanız çok sevinirim...
Öpüldünüzzzzz...

2 yorum:

Betul dedi ki...

hmm kesinlikle dogru :) yani tabiki arkadasimizin keyfinicok elestirerek yada dogrulari suratina birden bom bom diye patlatmamak lazim ama bi ayari var her seyin. yazinin kisilerle orneklenmis kismini da merak ettim ben =))

stylebyDemLin dedi ki...

betülcüm yarını bekle o zamannnnnn :) yarın akşama da kalan kısmını seve seve paylaşırım... yeter ki sizler isteyin :))